İkinci şansa inanmayanların izlemesi gereken bir film; çünkü sadece ikinci şansların değil, üçüncü, dördüncü şansların da olduğunu anlatıyor Song Sung Blue. Kendi aileni yaratmak ya da bulmak, aşık olmak ya da hayallerini gerçekleştirmek için de…
Hugh Jackman’ın karakteri Mike bir Neil Diamond hayranı. Aynı zamanda iyi bir müzisyen; etkileyici bir karizması, insanların sevgisine mazhar olan bir şeytan tüyü var. Yine bir müzisyen olan Kate Hudson’ın karakteri Claire ile birbirlerine aşık oluyorlar ve arkadaşlarının da parçası olduğu bir müzik grubu kuruyorlar. Bu grupla yollara düşmelerini; ailelerinin birbirine karışmasını ve hayatın güzelliklerinin ya da talihsizliklerinin karşılarına çıkmasını izliyoruz.
Mike de Claire de parasızlık, bağımlılık ya da ayrılık gibi hayatın karmaşalarıyla test edildikleri bir geçmişe sahip. Ancak bir şekilde hatalarını toparlamaya, şimdide daha iyi birer insan olmaya çalışıyorlar. Bu süreçte çocukları, aileleri, müzisyen arkadaşları da tutuyor ellerinden, bu yüzden şanslılar bile.
Filmdeki her bir karakter özenle, çok tatlı bir şekilde işlenmiş. Hepsini daha çok ekranda görmeyi çok isterdim. Şanssızlığın da şansın da aynı madalyonun farklı yüzünde olduğunu, birbirini takip ettiğini ve kaçınılmaz olduğunu vurgulayan bir tarafı var filmin… Önemli olan her yeni güne bu gerçeği kabul edip bir şeyleri başarmak, becermek ve değiştirmek için başlıyor musunuz…
Bütün berbat yanlarına rağmen bir şeyleri güzelleştirmek ve renklendirmek için yaşamazsak, ne için varız ki bu dünyada? Ne için vardır ki hayat, tutkusu olduğumuz şeylerin peşinden koşmayacaksak ve sevdiklerimiz için ayağa kalkmayacaksak?
Hele ki müzik kadar ruhu besleyen, büyüten ve iyileştiren bir şeyse eşlikçimiz, hayat ancak görkemli ve ışıltılı olabilir. Hem müziğin iyileştirici gücünü harekete geçirmek için sadece stadyumları dolduran konserlere de gerek yok. Bir akşam mahallenizin bir köşesindeki Thai restoranında yemeğe gelen müşterilerin neşeyle dolmasını sağladıysanız, daha ne olsun? Birden fazla kalbin bir araya gelmesini, birkaç saniye, birkaç dakika ya da saat umutla, mutlulukla ve coşkuyla atmasını sağlamaktan daha güzel bir gayesi olamaz hayatın…