Hepimizin içinde barındırdığı karanlık bir taraf var; en şefkatli, en özgeci, en sevgi dolu olanımızda bile… Bu tarafı besleyen, onun hayal gücünü genişleten, tekinsiz deneyimlerin ise ayrı bir çekiciliği var. If I Had Legs I’d Kick You filmiyle bir annenin karanlık dünyasına sürüklendiğimiz gibi kendi açmazlarımızın boğuculuğunu iliklerimizde hissederek garip bir hazzın eşlik ettiği bir seyir deneyimi yaşıyoruz.
Artık sinir krizinin eşiğinde olduğu bile söylenemeyecek, sinir krizinin resmen içinde yaşayan bir annenin alkol, uyuşturucu, uykusuzluk, öfke, çaresizlik, vicdan azabı, yorgunluk, suçluluk hislerinin hepsini güçlü bir şekilde yaşadığı, hayal ile gerçek arasındaki savruluşunda bizim de başımız dönüyor.
Yüzünü bir türlü göremediğimiz kızının hastalığı için her gün hastanenin yolunu kat ederken kendisine bir yol gösteren, ne yapması gerektiğini söyleyen, yükünü paylaşan ne bir baba ne bir doktor ne bir iş arkadaşı ne de bir arkadaş var. Kaybolmuşluğu, dağılmışlığı, günden güne öfke asidinin içinde eriyen ruhunun girdapları bedeninizde bir panik atak etkisi yaratıyor.
Sağlıklı günlerinizin hastalıklara karıştığı, hastane koridorlarını arşınladığınız, gerçeğinizin kabuslarınıza karıştığı her deneyimden bir iz bulmak mümkün bu filmde. Nightbitch gibi anneliğin insanı deli eden kudretine benzer bir etki yarattığı gibi, anne olmasanız da zor dönemlerinizin boğucu izlerini bulmak mümkün bu filmde.
Filmin karanlığının içinde en büyük sürpriz ve en eğlenceli unsur Rihanna’nın pek değerli partneri ve müzisyen A$AP Rocky’nin karizmatik oyunculuğu ve eğlenceli karakteri James. Diğer yandan filmin baş karakteri Linda’yı canlandıran Rose Byrne’ın övgülere mazhar olan oyunculuğu, içinde bulunduğumuz ödül sezonunda adaylıklara da yansıdı.
Linda’nın hayatındaki gözle görülür delikler, ruhundaki boşluğun fiziksel bir tezahürüne dönüşüyor ve günden güne kendisini bir bataklığın içine çekiyor. Bu boşlukları nasıl doldururuz, boğulmaktan nasıl kurtuluruz, buna dair büyük lafları yok filmin. Sadece upuzun bir gökdelenin en üst katından boşluğa düştüğümüzü hissettiğimiz hiçbir anın bize özgü olmadığını hatırlatarak bir nebze olsun rahat bir nefes almamızı sağlıyor.