Yumuşacık bir film History of Sound… Ilık bir sonbahar güneşi nasıl ısıtırsa ellerinizi, öyle… Kendiliğinden bir sevgi nasıl sararsa bünyenizi… Uykuya dalmanız için usulcacık söylenen bir ninni gibi…
Orman içindeki ahşap bir evin terasında gitarını tıngırdatan bir adam. Babası öldüğünde kasabalılarla ateş etrafında yas şarkıları söyleyen bir genç. Göçe zorlananların topraklarını bırakmadan önce söylediği ağıtlar. Aşkının acısından kıvranırken kemanında bir başkasının yasını çalan bir adam. Müzik, ses; kemik kadar, kas kadar, insanın canından.
History of Sound, önce müziğe, sonra birbirlerine aşık olan iki adamı anlatıyor. O kadar sahici, o kadar güzel bir bağ ki bu… Dağlara vuruyorlar kendilerini, şarkılarını toplamak için topraklarının, evlerin kapılarını çalıyorlar. Heybelerine her türkü koyuşlarında kendilerini büyüleyen ses, sevgilerini de yumuşacık yapıyor.
Hiç oldu mu biriyle kurduğunuz bir bağı hayatınızın her köşesinde aradığınız? Sevdiğinizle uzak köylerde müzik topladığınız birkaç ayın peşinden tüm hayatınız boyunca koşmanız kadar gerçek bir şey var mıdır?
Sakin ve berrak bir bahar günü usulca akan bir ırmak gibi ilerliyor History of Sound. Işık sürekli tatlı bir sertlikte, yatay vuruyor hikayenin üzerine. 1900’lerin ahşap sıcaklığına, savaşın, ayrılıkların ve ölümlerin karanlığı tatlı tatlı çarpıyor. Kayıplar akıp giderken bir ormanın patikasından, yutkunmak ve şarkı söylemek kalıyor geriye…
Paul Mescal’in sakin ancak sağlam oyunculuğuna bayılıyorum. Karakterleri duygularını patlamalarla değil, zamana yayarak yaşıyor. Yaşadıklarını sükûnetle içine alması, duygularının yüz hatlarına, çene çizgisine ve mavi gözlerine sakin bir şekilde dağılmasını sağlıyor. Karakteri Lionel’in ince metalik gözlüğüne vuran parlak ışık, hassas kişiliğini vurguluyor.
Ben sonunu ağlayarak izledim History of Sound’un. Zaten müziğe ve sese kavramsal ve işitsel olarak hakkını veren bir filmi başka şekilde izlemem mümkün değil. Başlangıç karesinden sonuna kadar her dakikasını aldım, kalbime koydum, kaybedilenler ve bir daha bulunamayanların acısı yerine hazzını hissetmek için tekrar oynatırım diye düşünüyorum.