Heated Rivalry, eril kırılganlığın güçsüzlük anlamına gelmediğini göstererek romantizme kalp masajı yapıyor

Bu kadar erotik bir dizinin romantik düşlerimizin susuzluğuna, çölde bir vaha gibi çare olabileceğini düşünür müydük?

Seksin daha az icra edildiğinin verilerle kanıtlandığı günümüzde Heated Rivalry, erotizme ve arzulara çekici bir kapı açıyor. Sadece iki güzel sporcu adamın birbirine duyduğu cinsel çekime kapılmıyoruz, iki kişinin birbirini tüm zorluklara rağmen istemesi ve birbirinden uzak kalamamasının getirdiği sevgi açlığına da hitap ediyor.

Bir kere maskülen spor dünyasında eşcinsel erkeklerin ne kadar zor durumda kaldığını gerçekçi ve duygusal bir açıdan gösterirken didaktik olmaması dizinin çok başarılı bir yönü.

Sporcuların eşcinsel olduklarını göğüslerini gere gere açıklayabildikleri özgür bir dünyanın tahayyülünü tatlı bir şekilde kurguluyor.

Koreografisi çok başarılı ve estetik bir şekilde kurgulanmış seks sahnelerinin yanı sıra birbirine duydukları aşkı zamanla büyüten iki hokey oyuncusunu izliyoruz. Spordaki çekişme ve rekabetin nasıl aslında sevgiyi de büyütebileceğini, farklı takımlarda yer almanın birbirine müthiş bir saygıyı da beraberinde getirebileceğini görüyoruz.

Yani aslında birbirlerinin en büyük rakipleri olmalarına rağmen birbirlerine nefretle yaklaşmak yerine saygıyla, anlayışla yaklaştıkları için aralarında bir cinsel arzu ve sonrasında da sevgi doğabiliyor. Spora duydukları tutkuyu ve rekabeti saygılı bir şekilde besleyerek birbirlerine yakınlaşıyorlar.

Hem bu açıdan hem de müziği kullanımı açısından Heated Rivalry bana Challengers filmini anımsattı. İki sporcunun başkalarından saklayarak yaşadığı bu cinsel maceraya özenle seçilmiş ritmik şarkılar eşlik ediyor.

Heated Rivalry, kan kaybından ölmek üzere olan günümüz flört dünyasına hız yapan bir ambulansla yetişerek kalp masajı yapıyor. Eril kırılganlığın güçsüzlük anlamına gelmediğini, sevdiğini ve arzuladığını göstermenin bir erkeği ne kadar çekici kıldığını göstererek hem biz kadınlara eksikliğini hissettiğimiz romantik bağın düşlerini kurduruyor hem de erkeklere daha dürüst ve kalpten bir iletişimin ne kadar güzel olabileceğine dair yeni bir dünyanın kapılarını açıyor.